Arama
Arama kriterlerine uygun ürünler
Sıfırdan Doruğa (Senaryo) Patron (Tiyatro) Bütün Eserleri 12
Türk edebiyatının tanınmış ve kıymetli yazarlarından Tarık Buğra sadece romanlarıyla öne çıkmış bir isim değildir. O, kalemini gerek hikâye gerek fıkra ve deneme gerekse tiyatro ve senaryo çalışmaları için de kıvrak ve usta bir şekilde kullanmıştır. Pek çok romanı oyunlaştırılmış ve hatta dizileştirilmiş, tiyatro eserleri de çok kez sahnelenmiştir. Ötüken Neşriyat tarafından 1994 yılında Sıfırdan Doruğa-Patron şeklinde yayımlanan kitabı da bu tiyatro ve senaryo çalışmalarından ikisinin müstakil bir kitap olarak basılmış hâlidir. Daha sonra Tarık Buğranın eserleri piyes, senaryo, roman şeklinde tasnif edilmiş, bir tiyatro oyunu olarak yazılan Patron adlı eser ile bir senaryo çalışması olan Sıfırdan Doruğa isimli eser bu sebeple ayrılmıştır. Tarık Buğranın Patron piyesinde olduğu gibi, Sıfırdan Doruğa adlı senaryo çalışması da Sakıp Sabancıyı anlatmakta fakat esasen kişiyi değil, kişi üzerinden milli sermaye vurgusunu öne çıkarmaktadır. Yazar: Tarık BuğraYayınevi: Ötüken yayınlarıYa..
Sınıf Arkadaşları * Ciltli
Cilt yapılmış, Temiz Yazar: Cevdet Kudret SolokYayınevi: Ahmet Halit KütüphanesiYayın Yılı: 1943Yayın Yeri: AnkaraDil: TürkçeSayfa Sayısı: 224Cilt Tipi: CiltliEbat: 14x20Durum: Çok İyi
Şıpsevdi (Günümüz Türkçesiyle)
Hüseyin Rahmi, bağnaz alaturkayla züppe alafranga hayatları en ince ayrıntısına kadar sorguluyor. Şıpsevdi, gücünü mizahtan alan sıkı bir dönem eleştirisi! Öyle ki, Alafranga adıyla yapılan ilk baskısı sansüre uğramış, 1911de yeniden düzenlenmiş. Batı özentiliğinin gölgesinde bir ailenin başma gelenler... Paristen henüz dönen hovarda ve paragöz Meftun Beyin ailesinin Batılılaşma ve yabancılaşma macerası! İnce planlar, tuzaklar, hırsızlığa varan bir açgözlülük ve kaçınılmaz olarak aldatma var bu romanda. Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyorum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gelecek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmiyi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir? Selim ileri Yazar: Hüseyin Rahmi GürpınarYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2015Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 496Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat:..
Soğuk Kahve
Şömiz Karton Kapaklı Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve. İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak. Kahraman Tazeoğlu Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet. Ertürk Akşun Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi? Bir kadını zorlayan bir soru olabilir. ''Çikolata mı ben mi?'' sorusu kadar olmasa da zorlar. Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız. Yazar: Ahmet BatmanYayınevi: De..
Soğuk Kahve (Ayraç Dahil YENİ)
Şömiz Karton Kapaklı Ayraç Dahil Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve. İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak. Kahraman Tazeoğlu Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet. Ertürk Akşun Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi? Bir kadını zorlayan bir soru olabilir. ''Çikolata mı ben mi?'' sorusu kadar olmasa da zorlar. Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız. Yazar: Ahmet Batman..
Sokaktaki Adam (1953 İlk Basım)
Sırt kısmı defolu lakin sayfalar çok temiz. Yazar: Attila İlhanYayınevi: Seçilmiş Hikayeler DergisiYayın Yılı: 1953Yayın Yeri: AnkaraDil: TürkçeSayfa Sayısı: 248Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 11x16Durum: Çok İyiİlk Baskı: Evet
Son Değil
Yazar: Aydın HatipoğluYayınevi: YazkoYayın Yılı: 1983Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 78+Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 10.5x18.5Durum: Çok İyi
Son Eseri
Bazı sayfalarda altı çizili yerler ve sayfa kenarlarında notlar olmasına rağmen çok temiz Artık hiçbir ıstıraptan ve azaptan korkmuyorum. Nöbet saatin geçti, artık dinlen, diyecek ölüm borusu çalıncaya kadar insanlık vazifemi yapacağıma sana söz veriyorum Kâmuran. Ve bunu söylerken aşkımızın şimdi muhafızı olmaya lâyık olduğumu hissediyorum. Allaha ısmarladık, Kâmuran! Sana ithaf ettiğim ömrüm, bu Son Eserim[in] herhangi şaheserden fazla sana lâyık olduğuna eminim. Halide Edib Adıvarın 1913 yılında Tanin gazetesinde tefrika edilen romanı Son Eseri, yazarın erken dönem yapıtları arasında yer alıyor. Roman, Bence yazmak, yaşamakla bir. Tıpkı baharda yapraklanan ağaçlar, tomurcuklanan çiçekler gibi, diyen ünlü romancı Feridun Hikmetle genç kadın ressam Kâmuranın ümitsiz aşkını anlatıyor. Feridun Hikmet, karısını elinden aldığı Asım Beyin, Kâmuranın ağabeyi olduğunu öğrenince önce içine kapanıyor, ama sonra aşkın coşkusu galip geliyor. Yazar: Halide Edib AdıvarYayınevi: Can yayın..
Son Liman
Yazar: Cahit TanyolYayınevi: Armoni YayıncılıkYayın Yılı: 1992Dil: TürkçeSayfa Sayısı: 128Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13x19Durum: Yeni Gibiİlk Baskı: Evet
Sonsuz Beyazlıkta Ölüm ve Spartaküs (İmzalı Başaran İthaflı)
Yazar: Mehmet KarabulutYayınevi: Cem YayıneviYayın Yılı: 1994Yayın Yeri: istanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 110Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13x19.5Durum: Yeni Gibiİmzalı: Evetİlk Baskı: Evet
Sonsuzluk Histerisi
Bana sular da lazım şu deli seyrangahta Adına dünya dedikleri şu nazenin sabahta Daha lâl mı lâl belki gülzar bahçesi Ya da batıl bir aşkta sarhoş bir nağme Belki derya salımında bu balık sürüleri Şu nazenin insanlar Belki bir gün daha kalacaklar Belki sadece bir gün Yazar: Mehmet BozganYayınevi: Kent IşıklarıYayın Yılı: 2009Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 72Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13.5x21Durum: Yeniİlk Baskı: Evet
Şu Çılgın Tempoda Duyarlı Davranışlar
Genç kadınlar ve erkekler için... Gündelik yaşamda duyarlı davranışlar... Birkaç örnek mi istiyorsunuz, buyurun okuyun. Cep telefonu ve bilgisayarı uygarca kullanma yöntemleri... İş yaşamında yazılı olmayan ama insanı başarıya götüren davranışlar... Giyimde ve makyajda asla ve asla yapılmaması gerekenler... Kürsüde, şirket yöneticilerinin karşısında etkili konuşabilmek için bazı öneriler... İş seyahatinde, gezilerde, uçakta ve gemide davranışlar, giyim önerileri... Yürüyen merdivenlerde, döner kapılarda davranışlar... Fotoğraf çektirirken dikkat edilecekler... Doktora giderken yapılacaklar... Ve... müşterek hayattan ne anlıyorsunuz? Kadınların müşterek hayattan beklentileri... Yazar: İpek OngunYayınevi: EpsilonYayın Yılı: 2005Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 224Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13.5x19.5Durum: Yeni
Suçumuz insan olmak
Karton şömizli ,sırt bantlı Temiz Türk edebiyatında gerçekçilik akımının öncülerinden Oktay Akbal, ilk basımı 1957 yılında yapılan romanı Suçumuz İnsan Olmakta, toplumun geleneklerine tek başına karşı çıkmaya çalışan bir insanın, bazen yakaladığını sandığı mutluluk ve bazen yaşadığı yenilmişlik duygusu arasındaki gelgitlerini anlatıyor. İçimizden biri sayılan sıradan insanların da rastlantılar sonucu sıra dışı aşklar yaşayabileceğini akıcı bir dille ortaya koyan Oktay Akbal, daha ilk sayfalarda romandaki kahramanları ile özdeşleştirdiği okuru öykünün içine çekip alıyor. İçimizden biri ile bizi kendimizle tanıştırıyor. Yazar: Oktay AkbalYayınevi: E yayınlarıYayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 144Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 11.5x19.5Durum: Çok İyi
Sufi: Ruhunu Arayan Genç
İlk ve son, dış çeperde nokta lekeler mevcut, diğer sayfalar çok temiz Tevratın "Tekvin" (Yaratılış) bölümüne göre, Tanrının katına ulaşmak için göğe uzanan bir kule yapmak isteyen Babillilere Tanrının verdiği ceza, insanların birbirlerinin dilini anlamayacak hale gelmesiydi. Tarık Dalın bu son romanında birbirinin dilini anlamayanlar, ana babalar ile çocuklarıdır; kısacası günümüz gençliği. Bu gençliğin cezası ise, farklılık peşindeyken aslında hep aynı yaşama tarzını ve onun dilini üretmek zorunda kalması. Uyuşturucu, can sıkıntısı, anlamsızlık, güvensizlik, kopukluk, sevgisizlik ve boşluk; bir varoluş çukuru; adrenalin tutkunlarının ölümle dansı..Tarık Dal, gençlerin ümitsiz "arayışlarda" paramparça olan kişiliklerini karşı karşıya getiriyor. Özgür seçilmiş bir hayat oyunu sergilediğini sanan gençliğin "kendisine hazırlanmış", hayat düşmanı bir senaryonun, aktörlerini yutuşunu görmek isteyenlere. Sufi: Ruhunu Arayan Genç: Varoluşun çukurunda "nakarat". Yazar: Tarık DalYayınevi: ..
Sultana Dokunmak
rak’ta bir silah tüccarıyla pazarlık yapan iki yaşlı adamın cesedi Gaziantep’te bir benzin istasyonunda bulunur.Kamuoyunu son dönemlerde meşgul eden öfke ve şiddet yüklü imam cinayetlerine bir yenisi daha eklenmiştir.Zengin ve nüfuslu çevrelerden kimi kişilerin kaçırılıp öldürülmesi gazete ve televizyonların ana haberlerinde yayınlanmaktadır. Birbirleriyle ilgisiz gibi görünen bu olaylar, Ortadoğu’nun mercek altına almış MİT ve MOSSAD tarafından yakından takip edilmektedir. Çünkü bütün bu olayların ipuçları tek bir noktada birbirine bağlanmaktadır.Türkiye’de ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde faaliyet gösteren bir tarikat olan Sadikiler, bu olayların düğümlendiği son noktadır.Sadiklerin sıradan bir kökten dinci tarikat görüntüsünün gerisinde başka amaçları vardır: Ülkeye hilafeti getirip gücü ele geçirmek.Selim Tekin ise sıradan hayatına bir anda giren Helin kod adlı İsrail ajanıyla yaşadığı ilişki yüzünde tüm bu olayların içine tesadüfen girer.352 sayfa. 13.5x21.5 cm.Yazar: Hakan YelYa..
Sürgün Avı
Türk milletinin her ocağında yüz yılı geçen bir süredir dillerden düşmeyen, tarihimizin o çok acı olaylarından biri olan Doksan Üç Harbi ve beraberinde getirdiği büyük felaket nedeniyle asırlar boyu yaşadığı o güzelim topraklardan kopup göç etmek zorunda kalan, türlü badirelerle gelip Anadoluya yerleşen yüz binlerce ailenin sadece birinin dördüncü kuşaktan bir çocuğu olarak, o acılı insanların çocukluğumda anlattıkları acı ve ıstırap dolu anılarını, bitip tükenmek bilmeyen Urumeli hikayelerini dinleyerek büyüdüm. Fakat zamanla bunların gerçek birer öykü olduğunun ayrımına vardığımda durum değişti; üstü küllenmiş közler alevlenip birer ateş topuna dönüşüverdi. Yazmalıydım... Sürgün Avı adını verdiğim bu eser, asırlar boyu Balkanlarda yaşamış, oraları kendine yurt edinmiş ecdadımızın, 18771878 Osmanlı-Rus Savaşı öncesi yaşamlarından kesitlerle başlıyor. Savaş ve sonrası olayları, hemen ardından gelen o Büyük Göç ve yaşananlar, Bursanın Mustafakemalpaşa ilçesine kadar devam ede Ya..
Tanıdık Bir Yüz (Ayraç Dahil Yeni)
Biliyorum, hepiniz yüzümü tanıyorsunuz. Defalarca karşınıza çıktım. Beni görünce içinizdeki teslimiyet, boyun eğme, kabullenme, karşı çıkmama, baş kaldırmama duyuları harekete geçiyor. Hem yüz hatlarım sizi ürkütüyor, hem sesimin tonu, hem heybetli cüssem. Kimi zaman sokakta bana rastladığınızda, çehrenizdeki hafif çekingen, hafif kaygılı ifadeyi görmekte zorlanmıyorum. Bir otorite figürüyüm ne de olsa. Üstelik beni tanıyorsunuz, adımı çıkartamıyorsunuz, tam olarak ne iş yaptığımı kestiremiyorsunuz, ama beni göz ısırmasından öte bir kimliğe büründürmekten kaçamıyorsunuz. İşte ben o tanıdık, ama üzerine bir türlü bir ad yapıştırılamayan adamım. Yazar: Münir GöleYayınevi: Alakarga Sanat YayınlarıYayın Yılı: 2018Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 210Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 12x19.5Durum: Yeniİlk Baskı: Evet
Taş Toprak Dobruca (Bulgaristan Göçmen Edebiyatı)
Yazar: Galip SertelYayınevi: Akademi / ŞahısYayın Yılı: 2021Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 136Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13.5x19.5Durum: Yeni
Tedirgin Duygular
Eli arabanın direksiyonunda aklı kızındaydı. Hiç böyle olmamıştı, Dila hiç böyle bitkin sesle baba konuşalım dememişti. Okul gezisi için gelip para istediğinde, gayet normal halde söylemişti isteğini. Bu defa daha farklı bir şey olduğunu seziyordu, ön fikirlerle nedenini bulup kendini hazırlanmak istiyordu. Kararını vermişti, çocukların isteğini hep geri çevirmenin verdiği ağır ruhsal çöküntüye artık müsaade etmeyecekti. Bu defa kız ne isterse yapacaktı. Yüzünde koca gülüşle, beyaz dişlerini göstererek ayrılacaktı babasından. Beynindeki türlü düşünceler arasında hep Victor Hugonun Babalar çocukların bankasıdır sözü beliriyordu. Düşünmekte olduğu varsayımlardan kopup bu cümlede yoğunlaşıyordu. Hem maddi bankası hem manevi bankası!.. Bu defa öyle olacak; çocuk, cüzdanı dolu banka müşterisi gibi mutlu ayrılacak, dedi. Yazar: Mahmut AşutYayınevi: ArtshopYayın Yılı: 2018Yayın Yeri: istanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 196Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13.5x19.5Durum: Yeni
Tekvin
Sadece arka boş sayfada rakam bilgisi mevcut yeniden farksız.Gizemli bir tablo... Yeryüzünün efendilerine rağmen kurulmuş bir ülke... Ve bu ülkenin kaderi üzerinde oynanan büyük oyun...İşadamı Hakan Turan’ın hayatı, manevi kız kardeşi Melek’in kaçırılması ile bir gecede altüst olur. Kız kardeşinin izini süren Hakan, kendini paranın kadim efendileri arasındaki bir savaşın ve yıllar önce gerçekleşmiş cinayetlerle kurgulanmış bir bilmecenin tam ortasında bulur. Tüm ülkeyi kaosa sürükleyen bu sırrın anahtarı Osman Hamdi Bey’in gizemli bir tablosundadır. Mihrap ismiyle de bilinen Tekvin’de...Biz, Yeni Dünya Düzeni’ni yeraltının derinliklerinde karanlık bir mağara gibi tasarladık. Bu mağaranın bir ucunda, içeri ışık süzülen bir boşluk var. İnsanların sırtlarını ışığa çevirdik. Onları kollarından, boyunları ve bacaklarından zincirlerle bağladık. Öyle ki sadece karşılarındaki karanlık mağara duvarını görüyorlar. Işıkla aralarından bir sürü nesne geçiyor ve ışık bu nesneleri mağa594 sayfa. 13.5..




















