Arama
Arama kriterlerine uygun ürünler
Evliya Çelebi * Özel Kapaklı
400 yıl evvel yaşamış büyük seyyah Evliyâ Çelebinin Seyahatnâmesi, Türkçe edebiyatın yüz aklarından Behçet Necatigilin de ilgisini çekecekti elbette. Daha önce Naîmâsını yayınladığımız usta Necatigilin yeni bir radyo oyununu okuyucunun beğenisine sunuyoruz. Necatigil, yüksek dil görgüsüyle Evliyânın yaşadığı dönemi radyolarının başında bekleyen dinleyicilere aktarıyor. Bunu yaparken de, el aldığı Seyahatnâmeyi yeniden üretiyor. Bu metnin sesi tıpkı Naîmâda olduğu gibi, kulağımızda çın çın çınlıyor. Behçet Necatigil, Evliyâ Çelebinin hem gerçekçiliğini hem de mizahını çok iyi kavramış, uygun biçimde diziye yansıtmıştır. Necatigil bu eseriyle Seyahatnâmenin bir tür özünü özetini değil, özünü çıkarıp dinleyiciye sunmuştur. Şimdi de bu eser okuyucuya sunulmaktadır. [ ] Necatigil, Evliyâ Çelebi radyo oyunları dizisiyle Türk edebiyat tarihine girecek güzel bir başlangıç yapmıştır. Bugün elimizde eski yayınlara göre çok daha iyi, güvenilir bir Seyahatnâme yayını bulunuyo Yazar:..
Frankenstein - 2. Cilt (Çizgi Roman)
Ön kapaktaki kat izi hariç yenidir.Victor Frankenstein, Cenevreli bilim adamı, buzlu denizde Kuzey Kutbu’na yol alan bir mürettebat tarafından ağırlanıyor. Büyük acılar içinde hikâyesini geminin kaptanına anlatıyor: Birkaç zaman önce, insanüstü bir yaratığa hayat vermeyi başarmıştır. Ancak bu yaratık çok yakında çevresine dehşet saçmaya başlayacaktır…Frankenstein’da Mary Shelley, tecrübeleri çok tartışılmış Alman bir simyacıdan, Johann Conrad Dippel’den esinlenmiş. Endüstriyel ve bilimsel devrimlerin çağında yazılan Frankenstein, bir adamın yaratılışın gizemlerine meydan okumaya tek başına teşebbüs etmesini anlatan uzun bir hikâyedir. Bu uzun hikâye bilim kurgu türünün de ilk örneğidir.50 sayfa. 21x29 cm.Yazar: Mary Shelley, Marion MousseÇeviren: Nur Simten DanışmanYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2010Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 50Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 21x29Durum: Yeni Gibi
Gergin Ruhlar Antolojisi (Poe, Mahfuz, Bachmann, Erbil, Capote, Yücel, Karasu, Uyar, Aral, Eray, Taner, Cortazar vb)
Ah, etrafımızdaki herkes, ister kadın olsun ister erkek, kendini yeryüzünün en akıllı insanı sayıyor, öyle değil mi? Kimsenin kendine toz kondurmadığını hepimiz bilmiyor muyuz? Hepimiz bir diğerimizden kat kat daha cin fikirli değil miyiz? Tamam kabul olmasına kabul de, öyleyse bu bir sürü "kafayı yemiş", "tahtası eksik", "zırdeli", "paranoyak", "manyak", "tırlatmış", "psikopat" ve daha bir sürü tanım neyin nesi oluyor? Birileri mi uyduruyor bunları? Yoksa hepsi sadece birer öykü kahramanından mı ibaret? Biz sizin ne kadar akıllı olduğunuzu tabii ki biliyoruz. Bundan zerre kadar kuşkumuz yok, olsa zaten sizinle muhatap olur muyuz?.. Ama ya diğerleri? Her gün sokaklarda, otobüslerde, işyerlerinde, hatta evlerde karlışatığımız ötekiler? Artık farkına varın, lütfen!.. Birileri ortalarda dolaşıyor ve pek de iyi saatte olsun değiller yani. Bakın, iyiliğiniz için söylüyoruz: Her işinizi gücünüzü bir kenara bırakın, tez elden bu öyküleri okuyun, Durup dururken kafamızın tasını attırmayın!.. H..
Güneşe Dön Yüzünü
Sami Beyin ruhu bana mısın demiyordu ipil ipil yağan yağmura. Bir Fatihe iniyor, bir gençliğine gidip Kumkapı sahillerinden karpuz kabuklarının yüzdüğü kristal denize atıyordu kendini, bir Perşembe Pazarındaki hurdacı dükkânına, yeni yeni para kazanmaya başladığı günlere dönüyordu. Ama en büyük huzuru ilk karısının yanına vardığında duyuyordu. Önünde dilimlenmiş domatesi, kavunu, beyaz peyniri, karşısında yokluğuna alışamadığı ilk aşkı, karısı, buğulu ılık sesiyle koklasam saçlarını bu gece taa fecre kadarı okuyordu. Çocuklarının doğumu onları Floryaya denize sokmaya götürdükleri günler okula başlayışları sonra bir hançer saplanıyordu göğsüne, karısının tabutunun arkasından yürüyordu ağır ağır. Gözyaşları sel gibi düşüyordu yanaklarına. Güneşe Dön Yüzünü 1940lardan 80lere Türkiyenin panoramasını çiziyor... Yazar: Ayşe KulinYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2014Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 88Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13.5x19.5Durum: Yeni
Halim'e İthaflar
Adalet, ilk kitabı basılmadan önce onu bana ithaf edeceğini söyledi. Ben de “Kitaba basılmasın da, baskıdan sonra bana elle yazacağın bir ithafla kitabı armağan et,” dedim. Bu armağanlar bugüne kadar sürdü. Her kitabın her baskısından bir adet, ithaflı haliyle bana en güzel armağan oldu.HALİM AĞAOĞLUİthaflar özenle okunduğunda, bir yazarın eserlerine yayılmış yaşam psikolojisi de izlenebiliyor. Bu kitapların verilerinden hareketle, bir bibliyografya ve bir kitap kültürü envanteri de ortaya çıkıyor. Ve bunu Halim Ağaoğlu’na borçluyuz. Her ithaf bir tür yaşam levhası, dilek, teşekkür ve yazıt aynı zamanda. Dünyadan yazıyla geçişin izleri. Erkekle kadın arasında düelloya kadar varan haller, iç çekişler, mutluluk şakımaları ve elbette yer yer parmak sallayışlar. Zaten Halim Bey “İlişkimizin o anki durumuna göre yazardı Adalet!” diyor…ÖMER ERDEM232 sayfa. 13.5x19.5 cm.Yazar: Adalet AğaoğluYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2016Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 232Cilt Tipi: K..
Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız * Yaşadığımız Zamanlar Üzerine Kişisel Bir Tarih (Ciltli Şömizli)
İkinci Dünya Savaşı'nda bir bombacı olarak yaşadıklarını ve ölen binlerce insanı anlatmak için... birkaç kişinin elinde muazzam bir servet varken dünyada milyarlarca kişinin aç, hasta, evsiz olduğu gerçeğinden yola çıkarak sınıf bilinci oluşturmak için... eşit adalet kandırmacasının maskesini düşürmek ve teröre karşı savaş diyerek yaratılan histeriye karşı çıkmak için... yazdı. Yaşadıkları onu umutsuzluğa yenik düşürebilirdi, fakat Zinn, ona bütün bunların karşısına dikilecek kuvveti veren dürüst bir umutla yazdı. "Umutsuz olmaya hakkım yok. Umutta ısrarlıyım. Bu bir duygu evet. Ama mantıksız değil, insanlar duygulara saygı duyarlar, ama ille de nedenler isterler. Devam etmek için nedenler, teslim olmamak için, kendilerini konfora ya da umutsuzluğa kaptırmamak için kanıt isterler. Nedenler olduğunu söyledim. Kanıtlar olduğuna inanıyorum. Ama bunlar o gece Kalamazooda bana soru yönelten kişiye gösteremeyeceğim kadar çok. Bir kitap dolduracak kadar çok." Yazar: Howard ZinnÇeviren: Işıla..
Hepyek
Uzun zamandır ne yazacağını merakla beklediğimiz, birden fazla türde yazdıklarıyla oldukça geniş bir okuyucu kitlesine hitap eden Seray Şahinerin yeni öykü kitabı Hepyek manifesto niteliği taşıyor... Şimdiye dek Şahiner edebiyatında pek aşina olmadığımız sulara cesurca giriliyor Hepyekte. Kır öyküsü çıkıyor karşımıza ama bu tanıdığımız bir kır değil. Erkek anlatıcılar, komiler, dansözler, babaanneler; hastane odaları, yetiştirme yurtları... Hepsi bir arada, kimsenin kurmadığı bir çetenin üyeleri Hepsi bir arada, hepyek ile yüzleşmenin ne demek olduğunu tek başına anlatıyor. İnsanlık tarihi, biraz da iletişim araçlarının tarihi olarak okunabilir. Bu araçların neredeyse her biriyle kimi zaman sezdirerek, kimi zaman doğrudan anarak uğraşıyor Şahiner. Bunları edebiyatın meselesi haline getiriyor. Hepyek; Haşim İşcan Geçidine her girdiğinde bisiklet almaya karar verip geçitten çıkar çıkmaz bu hayali Yazar: Seray ŞahinerYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2019Yayın Yeri: istanbulDil: T..
Herkes Seni Söylüyor Sahi Mutsuz musun?
Böyle biri, sanatçı biri, gözü ve ruhu olan biri, Göz ve Ruh olan biri; kalkıp çok banal, sıradan ya da düpedüz saçma bir yeyi beğendiğinde, o şey, "şey" değildir. Artık. Seçenin ona yüklediği anlamla, başka bir şey olmuştur, dönüşmüştür. Malzemeleşmiştir. O insan onu çaldığında, anlattığında, vitrinine koyduğunda: sergilediğinde düpedüz, artık o insanın malı olarak bambaşka bir mana kazanmıştır. Bazı derinliksiz askerler, bu durumlardan anlamazlar. Onların elindeki reçetelğerde, böyle bir ilacın tarifi yoktur. Olmasın. Herkesin her şeyi anlamasını beklemiyoruz, değil mi? Köy, Olgunlaşma Enstitüleri, yok artık. Ve kronik başöğretmenler, basit psikiyatrisler, naçar didaktikler, emekliye ayrılmalarının ne denli elzem olduğunu kavrayamasalar da; bu hayat, onları Mumyalar Müzesi'ne çoktaaaan yolladı. Yazar: Perihan MağdenYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2001Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 230Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13.5x19.5Durum: Çok İyi
Kadın Bedenini Soyarsa (İmzalı)
Meltem Arıkanın bu üçüncü romanını okumak, daha önce "...Ve... Veya...Belki..." yi ve "Evet...Ama...Sanki" yi okumuş olanlar için , taze bir damardan usul usul akan özgün bir yazarlık macerasının izini sürmek anlamını taşıyacak. Bir iç bütünlüğü olan bu maceraya üçüncü kitapta katılanlar ise, artık sesini bulmuş ve olanca cesaretiyle kadının dünyasına ---ama bir o kadar da erkeğin o dünyayı algılayışına yüksek vatlı bir projektörden yansıttığı ışıkla yaman bir sorgulamaya girişmiş değişik bir yazarla karşılaşacaklar. Bu yeni ışık, kuytuda kalmış noktaları aydınlatıp çok tanıdık çizgileri gölgeleyerek oluşturduğu farklı resimle, okurun gözünü değil zihnini kamaştırmak istercesine direniyor. Meltem Arıkanın, insan bilimlerinin kurcalama alanlarına, edebiyatın araçlarını kullanarak sokulmak istediğini; o kadarla da kalmayıp geliştirmiş olduğu bir kuramı, yaşamın laboratuarı yerine kurmacanın laboratuarında sınadığını, okura da sınattığını söylemek yanlış olmayacak. Kadın cinselliğini, a..
Kadınlar Kulesi
Bir dünya düşünün: Kadınların sadece toplumdaki rollerinin değil, doğurganlıklarının da yönetildiği... İyice robotlaştırılıp kendilerine yabancılaştırıldıkları, bir insan olmaktan çıkıp bir nesne gibi kullanıldıkları... Hayatları üzerine, onlara hiç sorulmadan kararların alındığı...Ancak gün gelir, hayatları üzerine kurulan bu kumpasa uymak istemeyen kadınlar çıkar ortaya. Kalıpların dışına çıkan, Londra'nın göbeğindeki metruk bir binayı işgal edip kendi lidersiz birliğini kuran bir grup kadın, ülkedeki hatta dünyadaki kadınların kaderini değiştirmeye soyunur.Kadınlar Kulesi, ataerkil bir devletin sosyal güvenlik sistemini kadınların yaşam tarzları üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanmasını konu alan, feminist bir distopya. Bilim kurgu roman dalında Philip K. Dick Ödülü'nü, yaratıcı yazın dalındaysa Hawthornden Ödülü'nü aldı. Dünyanın pek çok ülkesinde yayınlanan roman, Deptford'daki Albany Empire'da sahnelendi ve bir yılbaşı kartında resmedildi.Kadınlar Kulesi çoğunlu317 sayfa. 1..
Karanlığın Faydaları Dünyayı yalayıp yutmak üzere yirmi dokuz deneme * Ciltli Şömizli
Karanlığın Faydaları acayip bir kitap. Kazalar, talihsizlikler, yanlış anlamalar, anlamsız yinelemeler, konu dışına çıkmalar, sinir bozucu diyaloglar, grotesk bir mizah ve rastlantısal karşılaşmalarla ilerleyen, gerçeküstü bir anti-roman, bir meta-kurmaca. Almanyanın en yaratıcı isimlerinden, Magrittein, Kafkanın, Laurence Sternein, Robert Walserin, Bela Tarrın uzak akrabası, şair, romancı, sanatçı Ror Wolfun 79 adet kolajının eşik ettiği roman, gündelik hayatın olağanüstü sıkıcı ayrıntılarını bir araya getirerek fantastik bir düşsel evren yaratıyor, okurun, yazma ve okuma deneyiminin farkına varmasını sağlıyor. En güzeli, diye yazdım, yatağın üzerine uzanmak ve sallanmak, uzaklara doğru, en muazzam maceralara doğru, kalkmadan, bir kez bile yerinden doğrulmadan. Yabancı bölgeleri istila etmek demek ki çok basit, acele etmeden olabiliyor, bu güzel. Yazar: Ror WolfÇeviren: Regaip MinareciYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2014Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 270Cil..
Kaybolan Romanlar * Yüz Karası-Uçurum-Kenarın Dilberi Özel Kapaklı
Orhan Kemalin gazete sayfalarında tefrika edilip kitaplaştırılmayı bekleyen metinlerini tek tek yayınlayıp okurla buluşturmuştuk. Şimdi bu üç roman, Kaybolan Romanlar adıyla, Everest Keşifte, ilk kez bir araya geliyor. Kaybolan Romanlar, Orhan Kemal edebiyatının ne kadar derin, usta yazarın yaratıcılık gücünün sınırlarının ne kadar sonsuz olduğunu gösteriyor, hayatın içinden süzülüp gelen olayların hâlâ yaşanabileceği gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Sonsuz hayranlık duyduğum Orhan Kemali başkalarının çalakalem yazılmış dedikleri -incelik dolu- eserlerinde yakaladım. Bu eserler, romancının geniş okur kitlesine ses yöneltişi ve uyarısıdır. Hafif edebiyatın verilerinden yararlanmış, ama gayeleri bakımından bambaşka boyutlar edinebilmiş bu romanlar üzerinde yazık ki pek durulmadı. Asıl Orhan Kemali, başarıları vurgulanmış eserleri ölçüsünde, bence, melodram kokan, ne var ki gerçeklikleri bugün de süren romanlarında aramak gerekir. Selim İleri Yazar: Orhan KemalYayınevi..
Kestik, Diyor Yönetmen (İmzalı) BKZ
İlk sahibi Künye üst sayfa üst köşeye tarih atmış Yazar Nurdana imzalamış ve ithaf yazısı mevcut, son sayfalarda 3 yerde altı çizili yerler var, Çok temiz "Uyuyunca geçer sanırsın ama öyle de geçmez. Uykuda geçen tek şey zamandır. Bir süreliğine uykuya emanet edersin acını yalnızca. Gözlerini açtığın anda fark edersin ki, o gelip yerleşmiştir bile yerine. Dün gibi hatırlıyor, beş duyunla algılıyorsundur hâlâ. Sol yanında bir boğum, boğazında bir düğüm öylece duruyordur. Geçmeyince geçmez yani mavi eşarplı teyzecim, geçmeyince geçmez!" İkbal Bayrak bu yapıtında, beklenmedik büyük bir acının izini sürüyor. Soluk soluğa geçen dört beş günün çerçevesinde, geriye dönüşlerle yeniden yaşanan eşsiz bir içtenlikle, derin hesaplaşmalarla dile getirilen bir yaşamöyküsü! Yazar, bu beklenmedik büyük acıdan yola çıkarak, her okuru kendisiyle yüzleşmeye, insana yaraşır ödeşmelere alıp götürüyor... Selim İleri Yumruk gibi bir roman!" AHMET ÜMİT Yazar: İkbal BayrakYayınevi: EverestYayın Yılı: 2015..
Kırmızı Pabuçlar Margaret Atwood
Yıllardan 1948 ya da 1949, küçük bir kız bir sinema salonunda Kırmızı Pabuçları izlemektedir. Dünyaca ünlü bir balerin olan Victorianın filmin sonundaki kaderi kızın ümitsizce koltuğuna gömülmesine neden olur. İşte o küçük kız, kadınların yaratıcılık tutkularının bastırıldığı bir devirde doğmuş, buna karşın Kanadanın dünya edebiyatına armağan ettiği en önemli yazarlarından biri olmayı başarmış olan Margaret Atwooddur. O salonda başlayıp yazar olarak kazandığı uluslararası başarılara uzanan yolculuğu bu kitapta anlatılan hikâyelerden yalnızca biri. Zira yazını masallardan ve mitolojiden beslenen Margaret Atwoodun hikâyesi birçok kadın yazarın ortak hikâyesinin bir parçası. Bu kadınlar, hem erkek hem kadın sanatçıya atfedilen ikonografiyi geri dönülmez bir şekilde değiştirdiler. Olağan ya da olağandışı terimleriyle düşünmüyorum. Elbette yapmış olduğum pek çok şey, diğer insanlar açısından olağandışı olabilir, ama benim açımdan öyle değil. Margaret Atwood Yazar: Rosemary Sull..
Konuştuğumuz Gibi Uzaklara BKZ
İlk Sahibi 1 sayfada 1 satırın altını çizerek okumuş, Yeni gibi Çok kısa bir süre önce zamanlar yeniden karıştı, sabah çok erken mi, gecenin başlangıcı mı? Hem ne fark eder, dedim. Bir ülkenin, bir kıyının düzenli çizgisini ansızın bozan bir çıkıntıya benzettim kendimi "kendi yaşamım için - bir fazlalığa" Göğüs kafesimde, karın boşluğumda, atalarımızın kanıtlayıp tanımlayamadığı bir şey vardı, sonsuzca büyümüş bir gözyaşı ya da hiçbir filmde, hiçbir deneyde görülmez bir yara.. Çünkü bu büyülü kürede düz bir çizgideymiş gibi ilerlemezsen hep yaralanıyorsun. Yağmur yağıyor, çok fazla ses yok, büyük ve karmaşık bir kentteyiz, galiba güneşin çevresinde bir kez daha döndük. İyi yıllar... Yazar: Kürşat BaşarYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2016Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 96Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 13.5x19.5Durum: Yeni Gibi
Kötü Yol - Orhan Kemal - ÇizgiRoman
İnsanı hayali kahramanlara çevirmeden, zayıflıkları, güçsüzlükleri ile benimseyen ve olduğu gibi seven yazarların başında gelen Orhan Kemal, edebiyatımızda sıradan insanın yaşam kavgasını en iyi anlatan yazarların başında gelir. Maceralı kurgusu ile dikkat çeken ve insanın yitirdiği onurunu yeniden kazanışını anlatan Kötü Yol, artık çizgilerle devam ediyor Edebiyatın her halini sevenler için Yazar: Orhan KemalÇeviren: Çizen : Oğuz DemirYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2011Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 116Cilt Tipi: Karton KapaklıEbat: 16.5x23.5Durum: Yeniİlk Baskı: Evet
Köylüler Kodamanlar ve Bombalar (Çev Ahmed Arpad, 1928 Almanya Büyük Buhran,yükselen vergiler,ayaklanma ve siyasi komplolar)
Olağanüstü canlı ve sahici. ROBERT MUSIL 20. yüzyıl Alman edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Hans Falladanın, 1928 Almanyasının fotoğrafını çeken Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar romanı, Büyük Buhran döneminde iyice yükselen vergilerin ateşlediği bir toplumsal ayaklanmayı ve bu durumu kullanan siyasi komployu konu alıyor. Fallada, Almanyanın küçük bir kentinde yaşanan olaylar ışığında, ülkeyi adım adım Hitlerin ellerine bırakan koşulların, siyasiler, basın, işçi ve köylü temsilcileri sacayağında nasıl hazırlandığını, benzersiz bir gerçeklik duygusuyla dile getiriyor. Fallada, herkesin herkesle savaşını anlatmakta o denli usta ki, o küçük kentte elbirliğiyle hazırlanan komplonun tüm aktörleri; basının siyasilerle işbirliği içinde olduğu, rakip gibi görünen gazetelerin el altından aynı patrona çalıştığı, böylece yapılan kontrollü muhalefetle kitlelerin öfkesinin yatıştırıldığı ya da tahrik edildiği, Nazilerin parti arkadaşlarından, Kızılların yoldaşlarından ş Yazar: Ha..
Muz Sesleri (Büyük Boy, Özel Kaplı)
Şömiz karton kapaklı ve dış yüzeyde ayrıca Naylon kap mevcut. Yazar: Ece TemelkuranYayınevi: Everest YayınlarıYayın Yılı: 2010Yayın Yeri: İstanbulDil: TürkçeSayfa Sayısı: 277+Cilt Tipi: ŞömizliEbat: 13.5x19.5Durum: Yeni Gibiİlk Baskı: Evet
Naima * Özel Kapak Selim İleri
Arkası Yarın, bir dönemin gözde radyo programı Merakla ertesi günün beklendiği, her gün bir bölümün yayınlandığı efsane oyunlar. Bu oyunları kaleme alan isimlerden biri de Behçet Necatigil! Usta şairin Naîmâsı ilk kez gün ışığına çıkıyor. Necatigil, Naîmâ Tarihinden yaptığı bu uyarlamada daha çok savaş, kuşatma, yükseliş-düşüş sahnelerini ele alıyor. Tarihçinin kendine özgü, vakanüvis yaklaşımını, özellikle de o yüzyılın Türkçesini titizlikle koruyor. Öyle bir sesi var ki eserin, okurken oyun adeta kulaklarınızda çınlıyor. Radyo oyunları bence şiirin uzantısı, yani şiir ne de olsa boyutları kısıtlı bir edebiyat türü. Radyo oyununda biraz daha açılmak mümkün. Hikâye de yazılabilir, her şeyden bir roman da çıka-bilir. Radyo oyununu ben şiire en uygun bir tür olarak alıyorum. Ama radyo oyunu derken, skeçleri uzakta tutuyorum bu tanımdan. Rad-yo oyunu şiir gibi sesten, imajdan ve mesajdan kuvvet alan, bu öğe-leri yoğunlaştırdığı oranda şiire yaklaşan bir tür. Bizim hele ma-sa Yazar:..
Okurun Belleği * W. G. Sebald
Okurun Belleği, 21. yüzyılın ilk büyük yazarı olarak görülen W. G. Sebald hakkında Türkçedeki ilk kitap! Cem İleri, Sebald fenomenini ele alırken, yazarı Walter Benjamin ile birlikte okuyor. Benjaminin Pasajlarının, tarih felsefesinin, modernite eleştirisinin, deneme ile düşünce arasında gidip gelen yazı biçeminin, Benjamin okuru Sebaldın yapıtını nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor. Okurun Belleği, tarih, bellek, anı, zaman, mekân, travma, soykırım, göçmenlik gibi konuları, yine Benjamine özgü görsel bilinç- altı, istemsiz bellek, fotografik yeniden-üretim, diyalektik imge, aura, alegori, şok gibi kavramsallaştırmalar eşliğinde ele alırken, farklı okur belleklerinin yanyana ilerlediği bir tür kurmaca üst -okumaya dönüşüyor. Okurun Belleği, romanesk bir okuma denemesi. Cem İleri, okumasını ilişkilendirmelere dayanarak kaygan, gene de sağlam bir zemine oturtmayı başarıyor. Benjamin ve Sebaldı hem yanyana, hem karşılıklı yürütüyor İleri. Eyfel ve istasyon bağlantılar Yazar: ..




















